Pride filmi yarın vizyona giriyor

aşağıdaki gibi filmin hikayesi: Londra gey ve lezbiyenlerin bir grup, ankara travesti onlar da ortak bir kaderi paylaşmıştı düşündüm çarpıcı madenciler desteklemek için bir bağış karar verdi. Her iki grup fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalan, ankara travestileri sonra polis tarafından benzer bir şekilde boyanmış ve muhafazakar baskıcı hükümet vardır. Lezbiyen ve Gey eylemci gruplar kendilerini madenciler ile ilk elden teslim etmek Galler’de küçük bir maden kasabası yola yardımcı olacaktır Toplanan para adı Dayanışıy seçtiniz. Her iki taraf da önyargıları aşmak ve dayanışma önemi bir deneyim haline anlamak için bu buluşma öğreticidir.

En İyi Film, İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Matthew Warchus tarafından travesti imzalanan onurunu kazanmak için geri döndü
temsili; nedeniyle hayatını kaybetti, travestiler ama aynı zamanda çünkü biz homofobi ve transfobi kayıp tüm LGBTQ bireylerin hafızasında yer alır madencilere ülkemizi, kötü çalışma koşulları ve ihmal taşeronluk.

Onur Yürüyüşüne tam destek

Yoğun kalabalık İstiklal aşağı akıyor, İstanbul’un en işlek caddeleri,. Başlıkta elinde, azınlıkların haklarına saygı çağrıları vardır. Aşağıdaki uluslararası yorumcu Yürüyüş, bölgede geniş katılımın bu olay sergilenen hoşgörü alanya travesti bahsediyoruz festivallerinden biri “LGBT onuruna yürüyüşü”.

Istanbul Walk LGBT katılım çok yüksek Honor için. 2013 yılında 100.000’den fazla kişinin yürüyüşe katıldı. Festivalin amacı, Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transs, Kumasi ve ayrımcılık ve şiddete maruz kalma ve eşit haklarının geliştirilmesi ve kimlik özgürlüğüne karşı mücadelenin kutlama Interseks insanlar.

Birleşik Krallık’ta biz, ne olursa olsun demokrasi ve sosyal güçlendirecek tüm insanların adil muamele, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği, alanya travestileri ekonomik ve politik özgürlüklerin teşvik inanıyorum.

Eğer bırakırsanız cinsiyet kimliği, etnik köken veya bağlı sosyal, siyasal ya da ekonomik faaliyetlerin sizin topluluğun bir parçası cinsel yönelim dışında, sen kısıtlayabilir ve varsa yetenek havuzu Ülkeniz için kullanmak anlamına gelir. Ve etik ve ahlaki soru ötesinde, bu ülkenin toplumsal ve ekonomik gelişmesini zarar verecektir, bu.

Birleşik Krallık, bu sorunları ele almak üzere Türkiye’de pek çok sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışmaktadır.
2014 biz Birleşik Krallık ayrımcılık ve “Benim çocuk” karşı sempozyumlar yanı sıra filmin gereklerini burada bizim Konsolosluğu yayın başlatmıştır düzenlemek yasal uzmanlar desteklenen, LGBT yuvarlak masa toplantıları düzenledi. Bu yıl, Kaos GL Gey hakları savunucuları Cinsiyet, Çeşitlilik kuruluşunun 20. yıldönümünü kutlamak ve Sosyal İçerme konulu uluslararası bir konferans düzenlemek için.

Buna ek olarak, British Film Institute Flare Film Festivali’nin travesti işbirliği kurulmasını sağlayarak kültürlerarası diyalogu destekleyerek bizzat LGBT görünürlüğünü artırmak amacıyla kuruluş genelinde Pembe Hayat Queer Fest beşinci yıl ve film festivalleri Biz 30. yıldönümü destekliyoruz.

Türkiye’de son yıllarda ilerleme LGBTT hakları alanında gözlenmiştir: Ekim 2014 yılında Avrupa Komisyonu ilerleme raporunda, son yıllarda Türkiye’de LGBT onur yürüyüşü herhangi bir sorun ve hayal kırıklığı olmadan başarılı memnuniyetle karşıladı. Ancak bu alanda yapılması gereken çok şey var.

Bu İngiltere için de geçerlidir: travestiler cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadele Bizim halen devam etmektedir. Hiçbir ülke ya da toplum, bu alandaki tüm sorunlara bir cevap bulmak mümkün olmamıştır. Ama eşit evlilik kısa bir süre önce önemli bir adım ileri atılan Birleşik Krallık’ta yürürlüğe girmiştir.

Bu yıl, daha canlı zamankinden daha LGBTT Onur Haftası olduğunu; Ben her şey sorunsuz devam edecek ve tüm katılımcıların etkinliklerin tadını umuyoruz. Biz sizi destekleriz!

Kaos GL Muğla’da öğretmenlerle buluştu

50 öğretmen Tunceli LGBT kavramları, adana travesti tarihsel süreç Kaos GL Derneği seçin ilk bölümünde katıldı ve eğitim alanında çalışan Kaos GL, Kaos GL söyledi. Kaos GL, onların okul hayatında tecrübe sorunlar öğrencileri Çalışma Grubu Eğitim Savcılar Bern, işin ne tür okullarda yapılabilir, ailelerle çalışmak ne kadar gerekli olduğunu adana travestileri rehber öğretmenler ve konu öğretmenler olur belirtti ne yap. Nasıl atölye katılımcıları soruları açılabilir tartışılan bir yaşam alanı LGBTI öğrencileri teşvik etmek.

Öğrenciler için açık alan danışmanlar ve rehberlik danışmanları, değil sadece sonunda Berne savcısı oturumda tüm travesti disiplinlerin LGBTI öğretmenleri bir atölye aktarmak çok değerli ve önemli olduğunu akılda, ve örnek gerektiğinin altını çizdi.

Olay yoğun katılımı ile gerçekleşti, LGBT öğrenciler travestiler ile çalışan öğretmenler için hazırlanan Kaos GL ve Pembe Hayat Derneği broşür dağıtımı ile sona erdi.

Sınırlı Çatışma Stratejileri: Gerilla Savaşları

Bir devlet tek başına veya müttefikleri ile birlikte sahip olduğu nükle¬er veya konvansiyonel silahlarla olası düşmanını caydırmak veya onun gücünü dengelemek olanaklanna sahip bulunmuyorsa, travesti nasıl bir savunma politikası izlemelidir? Kendisini daha büyük bir devletin tehdidinde gö¬ren veya ona maruz kalan ve sınırlı bilimsel, teknolojik ve endüstriyel olanaklara sahip bulunan bir çok ülkelerin bugün karşılaştıkları savunma sorunu budur.

Bu gibi durumlarda kalan devletler bugün, travestiler genellikle “gerilla veya çete savaşı” taktiklerine başvurmaktadırlar.47 Bu tür savaşlar bu devletler için özellikle üç bakımdan yarar sağlamaktadır: (1) Bu tür savaşlarda, öteki sınırlı savaşlarda görülen “tırmanma” tehlikesi bulunmamaktadır;

(2)          bunlar, travesti siyasal nüfuz sanatını geliştirmiş olup, modem silahlara sahip bulunmayan ülkeler için en uygun askeri stratejiyi teşkil etmektedirler; ve

(3)          içinde yaşadığımız evrede dünya halklarının “siyasallaşması” ve u- luslararası sistemin yapısı, bu tür girişimlerin yapılmasına olanak sağla-maktadır.

Kendisinden daha güçlü iç veya dış düşmanlarla karşılaşan bir ülkenin veya bir grubun gerilla stratejisine başvurması, belki de savaş kadar eski bir taktirdir. Bununla birlikte, bugünkü anlamda gerilla savaşı taktiğinin Napolyon savaşları ile birlikte başladığı genellikle söylenmektedir. Ül¬kelerini işgal eden Napolyon ordularına karşı İngiltere’nin para, silah ve cephane yardımı yapması üzerine, travestiler İspanyol halkının şiddetli gerilla sava¬şma giriştikleri bilinmektedir. Aynı biçimde, 1812 yılında Rusya’nın derinliklerine giren Napolyon ordusu gerilla taktikleri kullanılarak yenil¬giye uğratılmıştı. Bugünkü anlamda gerilla savaşının ve gerilla taktikleri¬nin ondokuzuncu yüzyılda, Napolyon savaşları sırasında ortaya çıkması bir raslantı değildir; Avrupa’da ondokuzuncu yüzyılda gelişen ulusçuluk hareketi, travesti gerilla savaşı biçiminde halk direnişini körüklemiştir.

Savaşta insancıl amaçlar

Birinci Dünya Savaşı, her hangi bir “insancıl” amaç için savaşmanın artık olanak dışı sayılması gerektiğini ortaya koymuştur. Savaştan sonra birçok kişi, savaşların artık modasını yitirmiş bir sistem olduğuna inanı­yordu. Milletler Cemiyeti Misakı başta olmak üzere, 1918’den sonra im­zalanan birçok anlaşmalara, travesti savaşlara başvurulmayacağı hususunda hü­kümler konulmuştur. Batı Avrupa’da 1925 yılında imzalanan Locamo Anlaşmalarını, Doğu Avrupa’da Sovyetler Birliği’nin hemen hemen tüm koşulları ile imzaladığı “saldırmazlık” anlaşmaları izlemiştir. Sovyetler Birliği’nin ilk kez Türkiye ile 17 Aralık 1925 tarihinde, travestiler Paris’teki Sovyet Elçiliğinde imzaladığı bu anlaşmalarda, taraflardan birinin, üçüncü bir tarafın veya tarafların saldırısına uğraması halinde, ötekinin tarafsız kala­cağı öngörülüyordu. Ayrıca bu anlaşmalarda, tarafların birbirlerine sal­dırmayacakları ve birine karşı yöneltilmiş düşmanca davranışlara veya anlaşmalara katılmayacakları belirtiliyordu.

Sovyetler Birliği bu “saldırmazlık paktlarım” o sırada giriştiği “saldı­rının tanımı” kampanyası ile tamamlamıştır. Sovyetler Birliği, 1934 yı­lında Milletler Cemiyetine üye olarak girdikten sonra bu kampanyayı yoğunlaştırmıştır. O sırada, ülkesi içinde ihtilâli halka kabul ettirmenin sıkıntılarını çeken Sovyet yöneticileri, dışarıda savaş düşmanlığının bay­raktarlığını yapıyorlardı. Oysa, Cemiyet üyelerinin çoğunluğu nazarında, “saldırı” kavramının bir tanımının yapılmasının yarardan çok zararı ola­bilecekti; çünkü, saldırının tüm biçimlerini içeren kapsamlı bir tanım yapılmayacağına göre, travesti olası bir saldırgan “tanımın etrafından dolaşarak” saldırıda bulunabilecekti. Bir devletin, başka bir devlete karşı düşmanca bir davranışı ne zaman “saldırı” sayılabilirdi? Saldırının mutlaka “silahlı” olması gerekir miydi? Kendisine saldırıda bulunmak üzere hazırlık yapan veya uygun zamanı bekleyen bir devlete karşı, salt sonu önlemek ama­cıyla yapılan silahlı bir girişim saldırı sayılabilir miydi? Sayıları daha pek çok arttırılabilecek travestiler olan bu sorulardaki olasılıkları kapsayan bir saldın tanımı yapılabilir miydi? Milletler Cemiyeti üyelerini saldırının tanımının yapılamayacağı ya da yapılmasının yapılmamasmdan daha zararlı olabi­leceği kanısına ulaştıran sorulardan bazıları bunlardı.

Savaşların Reddedilmesi Hakkında Genel Anlaşma

Saldırının resmi bir tanımı yapılamamakla birlikte, savaşları önleyebilmek ve gerçek saldırganı anlayabilmek için Milletler Cemiyeti’nin içinde ve dışında çabalar sürdürülmüştür. Bunların içinde en iyi bilineni “Savaşların Reddedilmesi Hakkında Genel Anlaşma” ya da daha iyi bili¬nen adıyla Kellog Briand Paktı’dır. Amerika Birleşik Devletleri ve Fran¬sa Dışişleri bakanlarının isimleriyle anılan bu anlaşma üzerindeki çalış¬malar, travesti ilk önce 1927 yılında iki devlet arasında, sadece “saldırı savaşları¬nın” reddedilmesi biçiminde başlamıştır. Daha sonra, onbeş devletin temsilcisinin katılmasıyla çalışmalar genişletilmiş ve 27 Ağustos 1928’de, Paris’te ünlü Pakt imzalanmıştır.

1930’a değin geçen kısa süre içinde 61 devletin katıldığı katılmayan iki önemli devlet sadece Arjantin ve Brezilya idi- Pakt sadece bir başlangıç ile üç maddeden oluşuyordu. Paktın en önemli ikinci maddesi ile bağıtlı devletler uluslararası uyuşmazlıklarını çözmek için savaşa başvur¬mayı kınamışlar ve savaşların öteki devletlerle olan ilişkilerinde başvurulacak bir araç olamayacağını kabul etmişlerdir. Sovyet yöneticileri Pakt’ı yetersiz bulduklarını, travestiler  saldırının açık bir biçimde tanımlanmadığını iddia ettikleri halde, yine de onu onaylayan ilk devlet Sovyetler Birliği olmuştur. Bu devlet, travesti Paktın komşuları ile kendisi arasında en kısa sürede yürürlüğe girmesini sağlamak için Polonya ve Lituanya’ya özel bir pro-tokol (Litfinof Protokolü) imzalamayı teklif etmiştir. Polonya’nın böyle bir protokolü imzalamak için Romanya’nın ve öteki Baltık devletlerinin de buna katılmaları koşulunu ileri sürmesi üzerine, Litfinof bunu kabul etmiş ve protokol 9 Şubat 1929’da, Sovyetler Birliği, Polonya, Letonya, Estonya travesti ve Romanya tarafından imzalanmıştır. Türkiye, Lituanya, Danzig ve îran da bu protokola kısa bir süre sonra katılmışlardır. Bilindi¬ği gibi, İkinci Dünya Savaşı sırasında bu protokolü imzalayan devletlerin hepsi ya Sovyet saldırısına uğramışlar ve onun tarafından işgal edilmişlerdir ya da Türkiye’nin durumunda olduğu gibi, bu devlet tarafından tehdit edilmişlerdir.